Yetişkinlerde okul korkusu :p

okul gecidi levhasi

Sevgili Atlasparem,

Düne kadar yediğin içtiğin, altına yaptığın yapmadığın, düştüğün kalktığın, dediğin demediğin derken güle oynaya birlikte büyüyorduk. Tabi biz bu konularda da kafaya takacak bi dünya konu, doktora – google’a – eşe dosta soracak bi milyon soru yine buluyorduk, ne de olsa ilgili ve yaratıcı ebeveynleriz.

Lakin artık 2,5 yaşına geldin ve daha sofistike dertler kapıyı çalmaya başladı. (Deyimlere takılma, dertler kapı çalmaz, o lafın gelişi) Şimdi artık senin de okullu olma, sınıfları doldurma kısmetse bizim de sevinçliyiz hepimiz deme zamanımız. Gel gör ki o işler öyle kolay değil. Hanemizin fahri Milli Eğitim Bakanı olan annen önce uzun uzun araştırdı şimdi de müstakbel eğitim yuvaları ile görüşmelere başladı. Doğal liderimiz elini attığı her konuda olduğu gibi elbette bu konuda da senin en yüksek hayrın için muvaffak olacak. Annen ve benim akademik geçmişimiz değerlendirildiğinde, zaten bu konuda onun insiyatif alması bile şimdiden senin çıkarların açısından en iyi olan şey – inan bana. Her ne kadar beni “okeye dördüncü olmakla” suçlayan satır arası sözlerinden bu konudaki tek sorumlu olmaktan sıkılmış  olduğunu anlasak da, aslında o da en iyisinin bu olduğunu biliyor.

Çocuk gelişimi konusunda her ne kadar baban da sağlam bir külliyatı yalamış yutmuş olsa da o çocuk kendi çocuğu olunca akademik bilgiyi pratiğe dökmek çok da kolay olmuyor. Nasıl olsun? Seçenekler arasında; 5 yaşına geldiğinde Montaigne hakkında denemeler yazacak seviyede Frankofon olman,  6 yaşında Shakespare’den alıntı yapacak kadar İngilizce konuşman, atomu parçalayacak kadar deneysel aktivite yapman, ehliyetini almak için bi 15 yıl bekleyecek olsan da motor becerilerinin aşırı gelişmesi (motor konusunda biraz karışmış olabilirim) dosta empati düşmana mesafe verecek şekilde duygusal gelişimini tamamlayacak bir müfredat var. Belki bi işaret veririsin diye dönüp sana bakıyorum, ya şarkı söyleyip dans ediyosun ya da kukla oynatıp seyirci selamlıyorsun ama iyi de Müjdat Gezen’in okuluna da altı bezli yetenek almıyorlar henüz. BKM Mutfak desen o 3 Adam ilerde kesin kendi çocuklarına torpil geçecek yine şansın yok.

Hadi takılmadık seçtik, bu okul dediğin şeyin iyisini bulduk diyelim, o okul eve yakın olacak ki neme lazım öğrendiklerini yollara döküp saçıp unutmayasın. Değilse evi okula yakınlaştıracağız ama o zaman da yıllarını verdiğin arkadaşlarınla vedalaşacaksın falan derken yine bişiler bişiler. Ha bu arada bi de o okullar için sözü edilen paralar konusu var ki seni çok germek istemem ama patates baskısı yapıp alabileceğin bir yetenek bursu varsa sen de bi yandan bakın. Zira 10 çocuk birlikte oyun oynasın, birbirlerine beta virüsü bulaştırıp dursunlar diye 20 ana baba kariyer basamaklarını değil tırmanmak yese yutsa anca yeter. Bi bakmışsın akşam yemeğinde senin playdoughları pişirip yiyoruz. (Bak servis parasından hiç bahsetmiyorum bile)

Bizim zamanımızda diye söze girmek istemiyorum (çünkü biz de tevhid-i tedrisatı görmedik sonuçta) ama bizim zamanımızda oyun oynamak için okula değil sokağa gidilirdi. Kirlenmek güzeldir bir yaşam biçimiydi. Ana sınıfı denen hadise okuldan bir yıl önce gerçekleşirdi ki onun da amacı 1. sınıfta kullanacağımız fasulye ve çubukları ilk defa 1. sınıfta görüp yemeye kalkmayalım filan diyeydi. Türkçeyi konuşmamız sevindirici bulunurdu ki düşün bi de okuyabilirsek kurdeleler, şenlikler filan kıyamet kopardı. Galiba analarımız babalarımız küçük şeylerden mutlu olmayı bilen insanlardı biz de yeterince küçük şeylerdik. Zaten gidecek bir tane okul olduğu için (Cumhuriyet ya da Gazi isimli olurdu genelde) onlar da kimin çocuğu, hangi okulda, hangi öğretmende, hangi serviste, nece öğreniyor, ne yiyor, kaç saat uyuyor , hangi müfredatı takip ediyor, okul franchise mı yoksa zincirin orjinal halkası mı gibi dedektiflik işi yapmazlardı. Zamanı gelince Sümerbank’tan 2 yakalık, 2 kara önlük, kaplanan defterler ve kitaplar bi de  (inşallah kansorejen olmayan) sırt çantası alınır ve konu kapanırdı.

Bize de çocuk olarak bi tek okulun ilk haftası korkusu yaşamak, anadan babadan ayrılık acısı çekmek ve kısa sürede teneffüste yakalamaca oynamayı sökmek kalırdı. Zamanlar değişti, şimdi 30lu yaşlarında yetişkinlerde okul korkusu çok trend, bi de okulların adı bi tuhaf.

Neyse dur bakalım annen bu işi de halledicek ve ilerde bi gün arkadaşlarınla biz anlamayalım diye Çince filan konuşup çok eğleneceksiniz sanırım.

Öperim o güzel yanaklarından hala öpmeye izin varken,

Baban.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s