Aile Koalisyonumuz ve Kırmızı Çizgileri

IMG_9931_Fotor

Sevgili Atssass,

Bugünlerde hayatımızın gündeminde iki önemli konu var. Bunlardan ilki, senin konuşmak yönünde attığın adımlar ki bu bizim aile gündemimiz. İkincisi ise sana daha önce de bahsettiğim amcalar nedeniyle ülkemizin gündeminde olan koalisyon konusu. Bu koalisyon konusunun bana ailemizle ilgili çağrıştırdığı şeyler var, oraya da birazdan geleceğim ama önce senin konuşmayı sökme gayretini bi konuşalım.

 

 

 

Her ne kadar daha satın alman gereken çok sesli harf de olsa, ufak ufak bir şeyler söylemeye başladın. Bu dıgıltılar bende seni yemek için büyük bir iştah uyandırıyor ama yaşımın verdiği olgunlukla (hala yaşıtlarımınkinden biraz daha az olsa da) kendimi tutuyorum. Şu an adının Atssass gibi bir tıslama olduğunu sanıyorsun, benimkinin de Sopf olduğunu düşünmek için kendince önemli sebeplerin var sanırım, o yüzden takılmıyorum. (Ananas, ayakkabı filan diyebilirken Atlas ya da Soydan diyememene takılmıyorum yani)

Senin henüz söyleyemediğin adını bulma sürecimiz ilginçtir lokumcum.

Ursula Le Guin’in sıkı bir hayranı olan baban Yerdeniz öykülerindeki Çevik Atmaca Ged’in hikayesinden (sana bu hikayeleri okumak için sabırsızlanıyorum) çok etkilenmiştir. Adını seçmemiz gereken dönemde, bir ismin neden önemli olduğunun da anlatıldığı bu hikayeleri çokça hatırlamışımdır.

earthsea_onewebsite_Fotor

O dönemde de (çoğu zaman olduğu gibi) A ve B noktasından bir türlü birbirlerine doğru hareket edemeyen ve karşılaşmaları mümkün olmayan iki araç haline dönüşen annen ve ben, uzuuuun konuşmalar yapmak zorunda kaldık. Annen bu döneme ilişkin hala şöyle söyler “O kadar abuk subuk isimlerle geldin ki Atlas’ı duyunca atladım.” Hehehe konu aslında tam da bu, annenini o kadar korkuttum ki nispeten ana akımdan duyduğu ilk isime gerçekten sarıldı. Böylece Atlas isimini ikimiz de çok sevdik.

Güçlü biri isimdi, mitolojik bir hikayesi vardı, özgün ve nadirdi. Gerçi özgünlük kısmında küçük bi durum vardı ama biz onu da çözmüştük. Soran olursa “aaaa Gülben Ergen’in oğlunun adı da mı Atlas, hiç duymadık” diyecektik. Lakini ilerleyen zamanlarda yaşadığımız bir iki olay konuyu bu kadar basitçe kapatamayacağımızı gösterdi. Doğduğun gün, hemşire ablan seni yıkayacaklarını söylediğinde aramızda şöyle bir konuşma geçti;

Baban: Biraz bekleyin annesini odaya alalım, ben tekrar geleceğim o zaman yıkayın görmek istiyorum.
Hemşire:Tamam biz zaten önce Atlas’ı yıkayacağız, sorun yok.
Baban: Tamam ben de onu söylüyorum, Atlas’ı yıkamayın ben gelmeden.
Hemşire: OK, biz önce doğan Atlas’ı yıkayalım siz de gelin sonra sizin Atlas’ı yıkayalım.

Özetle doğum servisinde yan yana yatan sadece iki bebektiniz ve ikinizin adı da Atlas’tı 🙂 Gerçekten özgün ve nadir bir isim bulmuştuk. Nesim amcana gittiğimiz ilk muayenende durum daha da ağırlaştı. Nesim amcana “Atlas bak Nesim amcaya geldik” dedik, Nesim Amcan “Hoş geldin Atlas” dedikten sonra “Bu hangi Atlas, bugün altı tane Atlas geldi, siz nerede oturuyorsunuz?” diye sorunca sen “Samandıra’dan gelen Atlas” oluverdin, biz de artık bu konuya takılmamaya karar verdik.

Bu arada, isim konusunda Viyana kapılarına dayanıp geri döndüğüm ilk sefer de Atlas ismi değildir. 2000’lerin başındayken arkadaş ortamlarında konu gelecekten ve çocuktan açıldığında hep “Bi gün oğlum olursa adını Kuzey koyacağım” diyen, Kuzey ismini tuhaf bulan herkese dert anlatan ben  “Kuzey ve Güney” golünü yiyip yılların hayalinden vazgeçmiştim. Büyüdüğünde senden bir iki üst sınıf abilerinin hepsinin adının Kuzey olmasının nedeni Kıvanç Tatlıtuğ abindir. (Ki bu konuyu kendisine de anlatmışlığımız vardır, ayrı bir hikayenin konusu anlatırım)  İsim konusuna dair final bir not ile konuyu kapatalım, babaannen sen doğmadan başlayacak ve doğduktan sonra da uzun bir süre devam edecek şekilde sana “Kartal” derken, aslında Atlas dediğinden hep emindi, gerçekten adının Kartal olmasını istemiyordu aslında, tuhaf bir bilinçaltı durumu sanırım, ilginç değil mi?

Neyse ne demiştim başta, bugünlerde ülkenin gündemi o amcaların yapması beklenen koalisyon ve en popüler laf da yine aynı amcaların “kırmızı çizgileri”. Koalisyon senaryolarını dinlemekten zehirlendiğim bir gece, zehirlenmenin ve uykusuzluğun da etkisiyle kendimi şunları düşünürken buldum canım evladım….

Annen ve ben 2010 yılında evlenerek aslında bir koalisyon hükümeti kurduk. Annen davetlilerin huzurunda ayağıma bastığında (başka tuhaf bir gelenek anlatırım zamanı gelince) zaten sandalye sayısı 350 civarında filandı yani baban iktidarın küçük ortağı olarak evlilik kariyerine başladı. Annen o günden bugüne kadar, sanki babanın oy hakkı varmış gibi bir hava yaratarak demokrasi adı altında aslında istediği her şeyi ev meclisinden geçirmeyi başardı. Ekonomi, maliye, içişleri, dışişleri, adalet bakanlıkları annendeyken baban daha çok enerji ve tabi kaynaklar, spor, kültür, orman ve su işleri gibi bakanlıkları kapabildi. Üç yıl boyunca böyle “””dengeli””” bir iktidar paylaşımından sonra sen doğdun.

Artık aile denen koalisyonumuzda  sen de vardın ve ne tesadüftür ki senin sandalye sayın da benden yüksek olduğu için annen yeni hükümeti senle kurmaya karar verdi. Bana kalan tek seçenek, görünürde hükümeti dışardan desteklerken aslında senin sevgini kazanıp iktidarı annenden alabilmekti. İki yıla yakın bir zamandır çalışmalarım sürüyor ve size her baktığımda nafile bir çabanın içindeymişim hissine kapılıyorum. Tabiat anadan kaynaklı kusursuz uyumunuz nedeniyle tabanınız hemen hemen aynı, her konuda hem fikirsiniz, bugünün deyimiyle aranızda hiçbir kırmızı çizgi yok, ülkeniz refah içinde.

Bana gelince, artık annenden iktidarı alma hayallerimi bir kenara bıraktım ve tek hedefim dışardan destek veren ortak olmaktansa birgün koalisyonun asil üyesi olmak. Başarılı olmak için elimden geldiğince çok çalışıyorum. Bunu yaparken de “İkinci çocuğu ne zaman düşünüyorsunuz?” diyenlere “Delirdiniz herhalde zaten şu an tek sandalye ile temsil ediliyorum bir de siyasi yasaklı mı olalım yani” diyorum.

Satırlarıma son vermeden önce bilmeni isterim, hani gece uyanıp içtiğin süt var ya, işte onu uzun süredir ben hazırlıyorum. Beni görünce sabah oldu sanmasan onu sana ben içireceğim aslında ama şimdilik Başbakan Hanım ile devam etmen gerekiyor. Sadece bil diye söyledim, başka bir niyetim yok…. Sıramı bekliyorum

Şimdilik bu kadar, uykum geldi, daha sütünü hazırlayacağım (ooops yine mi bu konu), öpering,
Baban

10 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Rabia dedi ki:

    Yazılarınıza bayıldım.. O kadar doğal ve yalın ve aynı zamanda o kadar gerçekçi ve hayattan ki.. Lütfen yazmaya devam edin..:))

    Liked by 1 kişi

    1. Atlaspare dedi ki:

      Beğenmenize çok sevindim, yorum paylaşmak için zaman ayırmanız da incelik, teşekkürler – yeni yazılarda yine buluşalım 🙂

      Beğen

  2. Didem dedi ki:

    Ahaha, biz de Kuzey dalgasina yakalananlardan olduk:)

    Liked by 1 kişi

    1. Atlaspare dedi ki:

      Dediğim gibi 10 yıl sayıkladım hooop gidiverdi 🙂 hala içimi titreten bir isim, Kuzey’i öpün çok, sevgiler

      Beğen

  3. Gözde Civelek dedi ki:

    Durumu süper keyifli anlatmıştı. Bizim de iki kızımız var, ben okudum çok güldüm, elime okuttum, o da koptu, sonra birazcık duyguları da sanırım. Takip edeceğiz yazılarınızı. Güzel günler dileriz hepinize.

    Liked by 1 kişi

  4. Gözde Civelek dedi ki:

    Otomatik düzeltme fonksiyonu adına özür dileyerek yorumumu yeniden yazıyorum: Çok keyifli anlatmışsınız durumu. Bizim de iki kızımız var, ben okudum bayıldım, eşime okuttum o da koptu. Yazılarınızı takip edeceğiz. Hepinize sevgiler. Aslı ve Atlas’a öpücükler.

    Beğen

  5. gokyuzu99 dedi ki:

    Blogunuzu çok sevdim… Babalar gözünden hayat çok acılı (!) olsa da, okuması çok keyifli… Yüreğinize sağlık…

    Liked by 1 kişi

    1. Atlaspare dedi ki:

      Biraz abartılmış olabilecek acılarımıza ortak olduğunuz için teşekkürler :)) çok çok teşekkürler yorum nıraktığınız için

      Beğen

  6. Ceren dedi ki:

    Ne keyifli bir baba blogu bu:) İyi ki denk gelmişim. “Sana kıyamadık ve delirdik” yazınızı eşimle okuduk, “aa bizi anlatmış” dedik. Dediğiniz gibi, bizim kuşağın sorunu herhalde bu. Topluca deliriyor olduğumuzu öğrenmek pek bir rahatlattı, ne yalan söyleyeyim:)

    Beğen

  7. banu dedi ki:

    Hahaha Bir Kuzey de ben de var. Fakat bir mühendis olarak Kuzey işaretinden yırttığım oluyor ismini soranlara 🙂 Yazılar super . Aslı benim ortaokulda yakın arkadasım olur ve bu hayatta tanıdığım ruhu , kalbi temiz nadir insanlardandır. Sayısal zekasına diyecel bişeyim hele hiç yookki ben MF o nasıl TMci oldu bilinmez. 🙂 Atlaspare’yi öper , bu gidişatın kitapçılarda toplanacağını da öngörürüm. Sevgiler Banu Çolak Balcı

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s