Yetişkinlerde okul korkusu :p

Sevgili Atlasparem, Düne kadar yediğin içtiğin, altına yaptığın yapmadığın, düştüğün kalktığın, dediğin demediğin derken güle oynaya birlikte büyüyorduk. Tabi biz bu konularda da kafaya takacak bi dünya konu, doktora – google’a – eşe dosta soracak bi milyon soru yine buluyorduk, ne de olsa ilgili ve yaratıcı ebeveynleriz. Lakin artık 2,5 yaşına geldin ve daha sofistike…

Öcü Dediğimiz Meğer İnsanmış

Çocuğun olana kadar, çocukluğunda dinlediğin masallarla arayı açıyorsun. Çocuğun olunca o masallar pantolonunun cebinde unutup bulduğun para misalı yüzünü güldürüyor. Al onları bozdur bozdur anlat, çocuk mutlu sen mutlu. Lakin anlattığın şeyleri yetişkin kulağınla sen de duyunca için bi ürperiyor. İçinde bu kadar şiddet, ölüm, aldatmaca dolu şeyleri biz çocukken nasıl dinlemişiz diye şaşırırken bi yandan…

Sırtımı Sev…

Atlascık, Uyumak istemiyorsun biliyorum. Günde birkaç saat beraberiz onu da uykuya kurban etmek   zaman kaybı geliyor, anlıyorum. Masalları uç uca ekletiyorsun. Kırmızı başlıklı kız, karlar kraliçesi, rapunzel, pamuk prenses ve yedi cüceler derken repertuar bitiyor uydurmaya başlıyorum. Babam beni bremen mızıkacıları ile büyüttü, tek bir masal ama işte o anlattığı için sorun değil olsun varsın. Derken…

Kurt mu Kuzu mu?

“Kuzucuk” diye sevip duruyoruz, oğlan hakkaten kuzu oldu sanki. Yani düşününce aslında fena da değil bu durum, sakin sakin yaşıyoruz ama kuzu mu yetiştirmeli yoksa biraz kurt mu katmalı hamuruna diye kasıyor insan.

Eyvah Oğlum Ergenliğe Girdi!

Önce kırık kırık kelimeler gelmeye başladı, “hah” dedim “iletişim kuracağız süper olacak, o da derdini analatacak” meğer derdi benleymiş de konuşmayı bekliyormuş!

Ne yazayım?

“Bir baba ve oğul birlikte büyüyor” diyerek yazmaya başlıyorsun çünkü yaşadıklarını paylaşmanın heyecanı var. Birlikte büyümeye dair hikayelerin güzelliği birlikte yaşamaktan geliyor. Bu ülkede artık her gün, çocuklarıyla birlikte büyüyemeyecek babaların hikayeleri anlatılıyor. Sen işe gitmek için çocuğunla vedalaşmaya kıyamazken,  o babaların dünya güzeli çocukları küçücük kollarıyla saramadıkları tabutları kalpleriyle kucaklıyor. Analarının babalarının kokularına doyamadığı Mehmetler memleketlerine dönüyor…

O işgüzar babam mı?

Atlas Merhaba, Son zamanlarda kahramanı olmaktan utandığım bir iki olayı anlatayım da babana biraz gül bakalım. İlkokulda hayat bilgisi dersinde

Bir Doğum Günüm Daha…

Sevgili Atlas, 26 Haziran’a sayılı birkaç saat var. Senin dünya üzerindeki 20 ayına karşılık benim hikayem başlayalı 444 ay olmuş. İkimizin de ayın 26’sında doğmuş olmamız ne güzel tesadüf, yani benim hoşuma gidiyor. Doğum tarihini dövme olarak taşıyorum biliyor musun, bu da çok hoşuma gidiyor. Sana dair başka dövmelerim de olsun istiyorum ama annen bu dövme…

2. Geleneksel Babalar Günüm

“Senden öncesinin bir önemi yoktu sanki ben de o gün senle birlikte doğmuştum ve hayat sadece (inşallah uzun bir ) gelecekten ibaretti.”

“Mutluluktan ağlamak hiçbir şeye benzemiyor ama şu da bir gerçek, ister üzüntüden ister mutluluktan fark etmez ağladığında fotoğraflarda epey kötü çıkıyorsun.”

Sana Kıyamadık ve Delirdik

Sevgili Atlasım, Seni nasıl büyüteceğimizi öğrenmek için dersimize çalışmaya sen gelmeden başladık biz (peki, daha çok annen diyelim). Güneşe koyup suyunu versek büyümeyeceğinden ve yerini yadırgamaktan daha ciddi problemlerin olabileceğinden, dersimizi de epey ciddiye aldık. Başta Tracy (Hogg) ve Ayşe (Öner) teyzelerin olmak üzere kendimize özel hocalar tuttuk, külliyatlarını yedik yuttuk.